Arkanda sırtını yaslayacağın bir dağ var ise, önünde akan derelerin… Yeşillikler içinde neşeli bir çayır olursun elbet. Her gören sende konaklamak ister, yüzü güler seni yol boyunda görenin. Ormanın bile olur bazı bazı, yazları serin, kışları ılık manzaraları derin bir ormanın bile olur belki.
Ama arkanda sırtını yaslayacak bir dağın yok ise ve çorak kaldıysa toprağın…
İşte o zaman yamaçtan düşen bir kaya gibi olursun. Sert rüzgarlar törpüler seni. Dimdik durmak, bir dağ gibi olmak için sert olmak gerekir çünkü. Buz tutar yamaçlarında, tırmanmak güç olur. Görenler heybetinden ürperir ama soğuğundan korkup yaklaşamazlar yanına. Uzaklardan sana bakıp heybetinden güç almak isterler. Kimisi de seni küçümser. Onca boyuna bir yeşili bile yok derler, üstünde bir ağaç yetiştirememiş, çorak tepe… Ama ne vakit bir fırtına kopsa, depremler olsa, toprak yerinden oynasa sırtlarını sana verirlerse yine çayır çimen olacaklarını bilirler. Dar günlerdeki o güven bol günlerdeki korkunun meyvesidir.
Varsın sert desinler sana, soğuk desinler, uzak desinler. Bir yerde bir çayır bitsin, üstünde çocuklar oynasın diye dağ gibi dimdik duranlar hatrına sağlam duruyor bu dünya. Onlar da olmasa çoktan yıkılıp giderdi.
İyi ki varsın koca dağ.

